Afgan Veliyev

Afgan Veliyev
afganveliyev@hotmail.com
XIX. Yüzyılda Rusya’nın Kafkasya’da Yayılma Siyaseti
14/04/2012

XIX. Yüzyılda Rusya’nın Kafkasya’da Yayılma Siyaseti

Kafkasya, Avrupa ile Asya arasında, Akdeniz’den Karadeniz ve Azak Denizi’ne kadar uzanan birbirine bağlı üç denizin meydana getirdiği bir suyolunun doğu ucunda, aynı zamanda Hazar Denizi’ne ulaşan ve önemli kara geçitlerini bünyesinde barındıran stratejik konuma sahip önemli bir bölgedir. [1] 
Kafkasya, arazi coğrafyası üzerinde değişik etnik kökenlere sahip toplulukları ile de ünlü bir bölgedir. Bir anlamda Balkanlara benzemektedir. Ancak bölge üzerindeki çekişme, XIX. yüzyıl ile yeni bir boyut kazanmıştır. Geçmişte Osmanlı Balkanlara verdiği önemi aynı biçimde Kafkasya – Azerbaycan için göstermemiştir. Rusya’nın da bu bölgeye ilgisi XIX. yüzyıl ile birlikte yeni bir anlam kazanacaktır. Kırım’ın Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla Hazar denizine uzanan yolda, Kafkasya bir engel gibi durmaktadır. Bu sorun Rus tarihi açısından belli bir biçimde tanıtılmaktadır. Çarlık Rusya’sının Kafkasya’da yayılışının önemli nedenlerinin başında: siyasî, coğrafi ve stratejik nedenler yer almaktaydı. [2] 
Rusya Güney Kafkasya’daki savunma hatlarını Osmanlı İmparatorluğuna karşı güçlendirmeye çalışıyordu. Rusya her fırsatta Osmanlı İmparatorluğunun Kafkasya’da yayılışından endişe ettiğini dile getirmekteydi. Rusya’nın Kafkaslarda etkili olduğu dönem, Çar Petro dönemidir. Petro’nun en önemli politikalarının başında Hindistan’a ulaşmak vardı. Bu gayesine ulaşmak için, önemli bir bölge olan Hazar Denizi kıyılarına ve özellikle Kafkaslara hakim olmak istedi. (Elbette esas hedef ilişkilerin denetimi için istenilen İstanbul’dur.) Bu açıdan Hazar denizi (Doğu ve Batı kıyılarıyla) Güney Kafkasya, İran ve Türkistan Hindistan yolundan kilit noktalar olarak göründü. [3] 
Rusya, bölgenin güçlü devletleri olan Osmanlı İmparatorluğunun kendi sorunlarıyla uğraşması ve İran’ın Afganistan’ın işgali ile meşgul olması durumundan faydalanarak, Hazar Denizi kıyılarını işgal etmeye karar vermiştir.

Batı Avrupa devletleri, İngiltere ve Fransa Kafkasya’da baş veren olayları yakından takip ediyorlardı. Özellikle Çarlık Rusya’sının yayılmacılık planları dikkatle izleniyor, İran’ı Rusya’ya karşı silahlandırmaya teşebbüs gösteriyorlardı. Bu işe İngiltere öncülük yaparak, 1800 yılında İran’a elçi göndererek siyasi ve ticari anlaşmalar imzalamıştır. Bu anlaşmalara göre, İran’a yabancı devletler tarafından yapılan herhangi bir saldırı durumunda asker ve silah yardımı yapılacaktı. [4] 
1801 yılında Rusya, Doğu Gürcistan ve Azerbaycan’ın, Kazah ve Şemseddil sultanlıklarını işgal ederek kendilerine katılmalarını sağladı. Bu durum. Rusya’nın Kafkaslarla ilgili yayılma planını uygulamaya koyduğunun sinyalleriydi. Bu olay Azerbaycan’ın Rusya tarafından işgalinin de başlangıcı oldu. Rusya Gürcistan’ın başkenti Tiflis’i hareket üssü olarak kullanmaya başlamıştı. Kafkasya ve Azerbaycan’da bulunan hanlıklar arasında gerektiği kadar söz ve güç birliğinin bulunmaması hatta kendi aralarındaki sorun ve meseleler Rusya’ya karşı direnç göstermelerini engellemiştir.

Rusya’nın Kırım’ı ele geçirdikten sonra Kafkasya ve Orta Asya’ya doğru ilerleyerek Hindistan’a yaklaşması durumu, Osmanlı İmparatorluğunu ve İngiltere’yi tedirgin ediyordu. Hindistan’a giden en kısa deniz ve kara yolunun Osmanlı İmparatorluğundan geçmesi nedeniyle Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa arenasında özellikle İngiltere açısından önemi büyüktü. Bu nedenle İngiliz diplomasisi, temelde kendi siyasetine ters düşmesine rağmen, Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkilerde başlangıçta Rusya’ya karşı birlikte   hareket etmek zorunda kalmıştır.

Rusya, Asya yolunda ve Osmanlı ile ilişkilerinde en önemli ve stratejik noktalarından biri olan Kafkasya’ya özel bir önem vermiştir. Bu önem daha 1774 yılında Küçük Kaynarca anlaşmasıyla ortaya konulmuştur. Rusya burada Kırım’daki egemenliği ile büyük bir olanak kazanmıştır. Dağlık arazilerden yan geçerek onları arkada bırakan Rus ordusu, Kafkasların düzlük arazilerini işgale girişmiştir. Buradan vadilere, dağ eteği bölgelere yönelmiştir. Bu devirde Kuzey Kafkasya’nın dağlık bölgelerinin işgali ikinci plandadır. Rusya’nın esas amacı; Hindistan yolu üzerinde denetimdir. Bu da iki aşamada hayata geçirilmek istenmiştir. Birinci aşama; Balkan yarımadasından Ege ve Akdeniz, ikinci aşama ise; Hazar altı ve üstü bölgelerinden Hindistan’a ulaşmaktı. [5] 
Rusya ve Osmanlı arasında yapılan savaşlar 1791’de Yassı, 1812’de Bükreş ve 1829 yılında Edirne sulh anlaşmalarının bağlanması ile sonuçlanmış ve her üç sulh anlaşmasında da Kafkasya problemine özel madde ayrılmıştır. Bu da Osmanlı Türkiye’si ile Rusya arasındaki rekabette Kafkasya’nın tutuğu mevkiyi bir daha gösterir. Uluslar arası durumla ilgili olarak Rusya’nın hakim daireleri Kafkas halklarına karşı münasebetlerini değiştirseler de, Rusya hiçbir zaman Asya’ya yayılma siyasetinden vazgeçmemiştir. 

Rusya’nın Kafkasya siyaseti tek taraflı değerlendirilmiş, Çarizmin Kafkasya ile ilgili stratejisi ve güttüğü amaç dönemin koşulları, rejimin olumsuzluklarından dolayı, araştırmacılar tarafından gerekli düzeyde araştırılamamıştır. Rus tarihçisi M. M. Biliyev’e göre; “Kafkasya savaşı diye adlandırılan operasyon, yalnız Dağıstan ve Çeçen halklarının dahili hayatı ile bağlıdır, onun Rusya’nın Kafkasya’daki siyaseti ile bilavasite alakası yoktur”[6] 
İster Çarlık dönemi ile ilgili tarihi kaynaklarda, isterse de Sovyetler dönemine ait kaynaklarda olsun, her iki döneme ait kaynaklarda da Rusya’nın Kafkasya’da izlediği siyasete ve Rus diplomasisine hak kazandırıyorlardı. B. B.Vinagradov’un ve S. S. Umarov’un eserlerinde de “Kafkasya savaşı”, “müstemlekecilik siyaseti”, “müstemlekecilik usul idaresi”, “müstemlekecilik“ kavramları tamamen göz ardı edilmiş, onlara göre, 1861 yılına kadar Çarlık, Kafkasya’da hiçbir müstemlekecilik siyaseti içerisinde yer almamıştır. Rus tarihçileri adeta kendi devletlerinin Kafkasya’daki siyasetinden övgülerle söz etmektedirler.

Batılı tarihçilerin bir kısmı ise kendi devletlerinin Doğu’da özellikle Karadeniz bölgesindeki siyasetini İran ve Türkiye’ye, Rusya’nın saldırısı durumunda karşılıksız yardımdan başka bir şey olmadığı konusuna açıklık getirmeğe çalışıyorlardı. Ancak aksi görüşler daha belirgindir. Batı Avrupa tarihçilerinden M. S. Anderson, S. C. Şou, K. C. Şou ve başkalarının eserlerinde ise Osmanlı İmparatorluğunun Kafkasya’da, Kırım’da ve Balkanlardaki siyaseti ve Osmanlı İmparatorluğunu savunan Batı Avrupa devletlerinin amacı, bölgede aktifleşen “Rus tehlikesine“ karşı önlem almaktan ibaret idi. Batılı araştırmacı ve bilim adamlarına göre, Çarizim sadece Kafkasya’yı değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu, İran ve hatta Hindistan’ı ele geçirmek niyetinde idi. Böyle bir iştah Rus Çarizminde olduğu halde, Sovyet tarihçileri bu fikrin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyorlardı. Bazı Batılı bilim adamları  ise daha ileri ve derine giderek, Rusların Müslümanların kökünü kesmek gibi amaçları olduğu görüşünü savunuyordu. [7] 
Batı Avrupa, İngiltere veya başka devletler ile Rusya arasındaki ilişki karşılıklı işbirliği ve birbirilerini sınırlandırma ilişkisidir. Farklı görüşler ve çıkarlar kimi zaman savaşa kadar gitmiş olsa bile, Rusya ile Batı arasındaki ilişkiler Doğu’ya karşı ilişkilerde, temelde birlik ve bu birlik içinde rekabettir. Rusya’nın Hindistan’a doğru açılışını tehdit olarak gören İngiltere’nin Asya ile ilişkisi de bu çerçevededir. Bu nedenle temelde Rusya’nın Asya’da yayılmacılığına karşı çıkılmamıştır.

Dr. Afgan VELİYEVSosyolog. Araştırmacı Yazar

[1]   İsmail Berkok, Tarihte Kafkasya, İstanbul, 1958, s, 10-12.

[2]  İstorya Rossiya XIX – Naçala XX. Veka, ( XIX. Yüzyılın Sonu XX. Yüzyılın Başlarında Rusya Tarihi ), Zertsalo Yayınları, Moskova, 2000, ss. 185-186. Kafkasya’daki zengin hammadde ve madenler gelecek dönemlerde Rus ekonomisinin gelişmesinde önemli kaynaklar oluşturacaktır.

[3] Mustafa Budak, “Osmanlı-Rus İlişkilerinde Kafkasya, Avrasya Etüdleri Dergisi, Cilt; 1, Sayı; 4, Kış, 1995, s, 102.

[4]  Mahmut İsmayıl, Azerbaycan Tarihi, Bakû, 1987, ss, 208-209.

[5] Cemil Hesenli, Rusya Federasyonu Güney Kafkasya Cumhuriyetleri ve Dağlık Karabağ Konusunda Çıkmazlar İçinde, Azerbaycan Dergisi, Yıl; 46, Sayı; 331, Ankara, 1997, s, 9.

[6] M. M. Bliyev, Kafkasya Savaşı: İçtimai Kaynağı ve İçeriği, Voprosı İstori (Tarih Meseleleri) Dergisi, No: 4, Moskova, 1988, s, 39.

[7]  İ. Berkok, Tarih- i Kafkasya, İstanbul, 1942,  ss, 349, 350, 352.



Paylaş | | Yorum Yaz
3799 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

XIX. Yüzyılda Rusya’nın Kafkasya’da Yayılma Siyaseti - 14/04/2012
XIX. Yüzyılda Rusya’nın Kafkasya’da Yayılma Siyaseti
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret241017
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.27735.2985
Euro6.02466.0488
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 6°
Saat
Takvim