Vefalı Enser (Bilaloğlu)

Vefalı Enser (Bilaloğlu)
vefens77@yahoo.com.tr
HOCALI – KARLAR ÜZERİNDE KIRMIZI LEKE
07/02/2013
     
Rus - Ermeni faşistleri tarafından gerçekleştirilen, Azerbaycan’ın tarihine kanlı harflerle yazılı ve geçen asrın en büyük facialarından biri - Hocalı Katliamı’nın üzerinden 21 yıl geçiyor.   “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır” - demiş şair Mithat C. Kuntay.Uğrunda binlerce insanın öldüğü, esir düştüğü, kaybolduğu şehirlerden biridir Hocalı. Demek Hocalı hep vatandı, vatan olarak da kalacak. Derler ki, ölmeyi başaramayan millet yaşayamaz. Yaşayamayan ise vatanını yaşatamaz. Hocalılar ölmeyi de başardılar, ölümleriyle Hocalı’yı yaşatmayı da! Bu yüzden Hocalı unutulmamalı ve bu vatan toprağının bir karışı bile işgalcilerin elinde kalmamalıdır!  Bugün hiçbir yerde rahat sığınacak edinemiyorlar Hocalılar. Nasıl edinsinler ki? Hocalı onlar için karşılığı bulunmayan vatandır. Vatanın yegane karşılığı ise anadır, ana! Vatandan ayrılmaksa anadan ayrılmak demektir, zordur, dayanılmazdır.Bugün başkalarına ana ve baba demeye dili varmayan yetim ve öksüzleri var Hocalı’nın. “Allahım, bu yaşımda neden ölüm vermeyip de beni tahammülsüz derde müptela ettin?” diyen onlarca yaşlıları var Hocalı’nın. O katliam gecesinden sonra Hocalıların gerçek sırdaşı sadece gözyaşları. Tam 20 yıldır bu böyle ne yazık ki…  Malum, Hocalı’nın işgali gizli ve sinsi planların neticesiydi. İhanetin, namertliğin kurbanı oldu Hocalılar. Hain pusuya düşürüldüler. O gece bütün dünyanın gözü kapandı, kulağı tıkandı sanki. Alçaklık yüzünden yaşandı Hocalı vahşeti, görmezden gelindi.Yüzlerce genci, yaşlısı, çoluk çocuğu, ana babası ve ninniyle uyuyup silah sesine uyanan bebekleriyle birlikte katledildi Hocalı, yağmalandı, haksız yere toprak talep eden menfur Ermeni siyasetinin ve Azerbaycan’ın özgürlük sesini boğmaya çalışan Rus Ordusu’nun melun emelleri ile. Onlar bir gecede Hocalı’yı Katin’e (Katyn), sakinlerini ise Katinlilere çevirdiler. Hocalı soykırımı Katin soykırımını gölgede bıraktı, Ermeni faşistleri Alman faşistlerini gölgede bıraktığı gibi.  Azerbaycan’ın tarihinde bir damla kan gibi kederli hatıraya dönüştü Hocalı. Gönül okşayan, hoş ve doğal güzelliği hayallerde kaldı. Azerbaycan’ın sinesinde bir gecede ancak kendini kavuran azap ateşi yakıldı.  Karabağ’ın abuhavası kirlendi, tarihen kıvanç duyduğumuz bir diyar cehenneme çevrildi. Ermeni faşistleri kalbimizde sağalmaz yara açtı “Hocalı” adında, Hocalı büyüklüğünde. Evlatları bir gecede ruha dönüştü Hocalı’nın. O ruhlara saygı gereği, yaşanan acıların dinmesi için dökülen kanların hesabı sorulmalı, dünya Hocalı ve Karabağ’ın adaletini sağlamalıdır. Yeryüzünde böyle bir vahşet bir daha yaşanmasın diye.  Öncelikle sen, ey Türkoğlu, unutma, Karabağ’ın kara gözlü “balasıydı”, en önemli kalesiydi Hocalı. Bıyık yeri daha yeni terlemiş yiğitler vatanıydı Hocalı… Ne yazık ki, bu yiğitler vatanının çehresi 1992 yılında, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece tamamen değişti. Karlı ve soğuk havada, gece yarısında bir insanlık dramı yaşandı Hocalı’da, Ermeni mezalimini akıllara ve tarihe kazıyarak. Bundan sadece 20 yıl önce, 120 yıl değil. Daha dündü bu yaşanan katliam. Ermeni ve Rus askeri birlikleri silahlı baskın gerçekleştirerek çoluk çocuk demeden kurşuna dizdiler masum insanları, bin türlü işkenceyle katlettiler Hocalıları. Sonraki günlerde olay yerine ilk gidenlerin karşılaştığı vahşet görüntülerinden birini hatırlatmak sanırım katliamın vahametini göstermek için yeterlidir: Canlı canlı karnı yarılarak yaklaşık 8 aylık bebeği çıkartılan hamile kadının ve bebeğinin acımasızca öldürülmesi. Bu hangi aklın ürünüdür, Yarabbi? Düşünmesi bile insanın içini ürpertiyor, yaşam isteğini bir anlık karanlığa gömüyor. Akıl almaz bir durum, çıkmaz mantık savaşı bu. Algılamakta zorlanıyorsunuz. Çaresizsiniz… O vahşetin izlerini görmek için katliamdan kaçarak canlarını kurtarabilen ve artık ömürlerinin sonuna kadar ruhsal bunalım içerisinde yaşamak zorunda kalan, Ermenilerin ellerinde esir tutulan oğlunun, kızının veya akrabalarından birinin daha fazla acı çekmeyerek ölmüş olmalarını dileyen katliamın canlı şahitlerinin gözlerinin içine bakmak yeterlidir. Düşünün, katliama şahit olan bir ana oğlunun esirlikte sağ kalmasını istemiyor, ölerek Allaha kavuşmuş olmasını diliyor. Hangi anne bunu ister? Hocalıda yaşanan vahşetin boyutu budur işte…20 sene sorduk, yine soruyoruz: Tarihin gerçek sayfalarını açmaya bile korkan “siyaset yapıcılar” neden Hocalı Soykırımı’nın adını bile ağızlarına almıyorlar acaba? Bugün uydurma “Ermeni Soykırımı’nı” yasalaştıran insan haklarının “baş savunucusu” Fransa 20 yıldır neden suskun? Nerede insan hakları savunucuları? Nerede insanoğlunun gerçek adalet duygusu?İnsan olduğum için sesleniyorum: Öncelikle tüm Türk Dünyası ve Müslüman alemi ve de insan haklarına saygı gösteren bütün insanlar! Bu vahşeti görmezden gelemezsiniz, gelemeyiz. Çünkü bembeyaz karlar kanla kırmızıya boyandı o gece. Tabiat Ana, Hocalı’da bembeyaz karların üzerine akıtılarak bütün insanlığın yüzüne sürülen kan lekesini katliamın yaşandığı gün gösterdi Allaha. O gün bu gündür sıra insanoğlunda. Böyle bir insanlık suçunun bir daha yaşanmaması adına, adaletin sağlanması için… Ve son olarak içimdeki Hocalı isyanı,  yazdığım mısralarda, olduğu gibi:Bizi birləşməyə səsləyən səda,(Bizi birleşmeye sesleyen seda,)Ölməz şəhidlərin qisas qanıdır! (Ölmez şehitlerin kısas kanıdır!)Xalqın qibləgahı - Xocalı yurdu    (Halkın kıble yeri – Hocalı yurdu)İkinci Şəhidlər Xiyabanıdır! (İkinci Şehitler  Hıyabanı’dır!)  

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
2383 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam13
Toplam Ziyaret241062
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.27735.2985
Euro6.02466.0488
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 6°
Saat
Takvim