NAĞILLAR ARTIK UYUTMUYOR
HASAN TUFAN
[email protected]
NAĞILLAR ARTIK UYUTMUYOR
Siz de TV camlarına çıkan kimi konuşmacılara bakarken hayret ediyor musunuz?
Siz de gazete sayfalarını çevrince, ''ah vah'' deyip, tepki koyuyor musunuız?
Sonra da; ''madem ki öyle, o halde şu olup bitenler nedir?'' Diyerek, yerinizden fırlıyorsunuz değil mi?
Ülkeniz ve milletiniz adına yürek isyanı yaşıyor, olup bitenlere inanmak istemiyorsunuz değil mi?
Olsun olsun...
Demek ki uyumuyorsunuz.
Demek ki, bir noktadan sonra, artık duyarlı duruştasınız.
Önce bir saygın insan, sonrada bir duyarlı saygın vatandaşsınız.
Ülkesini ve halkını seven...
Ülkesinin ve de halkının çıkarlarını koruyan bir saygın vatandaş.
Ne mutlu size...
Demek ki, NAĞIL (masal-öykü-hikaye) kıvamındaki kandırmacaların tamamen farkındasınız.
Ne devlet adamlarının uyutan söylemleri ile yan gelip yatıyorsunuz...
Ne de onların yandaşları sizi yanlış yönlendiriyor.
Ne mutlu size...
Şimdi gelelim nağılın zaman yolculuğuna
Biz, çocukken nağıl ( masal, öykü, hikaye) ile uyuduk.
Biz, nağıl ile büyüdük, en Doğu'dan en Batı'ya kadar.
Tamamına yakını hayal ürünü olan nağıllarla geçti hayatımız.
Elbett ki, çok saf ve iyi niyetle uyuttu bizi bizimkiler.
Elbette ki, şimdi yine böyle sürüp gitmekte nağıllar.
Yeter ki, uyusun çocuklar...
Yeter ki, büyüsün çocuklar...
Kimler?.. Elbette ki, çocuklar...
Peki, büyüklere anlatılan nağıllar ne olacak?
Zamanı çalmaya yönelik...
Kandırıp oy almaya yönelik...
Susturup sindirme işine yönelik nağıllar var ya onlar ne olacak?
Bilmezler mi ki, bir yaştan sonra nağıllar artık uyutmuyor.
Susturup korkutsalar da uyutmuyor.
Kandırıp aldatsalar da uyutmuyor.
Çünkü artık iletişim araçları çok gelişti.
İnsanlar yaşadığı dünyanın daha uzaklarını merak eder oldu.
Böyle bir zamanda:
Demek ki, yaşadığımız ülkenin ne durumda olduğunu çok iyi biliyoruz.
Etnik ve de inanç bölünmüşlüğünün giderek dayanılmaz bir hal aldığını...
Toprak ve millet bütünlüğünün oldukça tehlikede olduğunu çok iyi biliyoruz.
Bu olup bitenlerden tedirgin olana ''MİLLİYETÇİ''...
Vatana dair tüm değerlere sahip çıkanlara da ''ULUSALCI'' dendiğini çok iyi biliyoruz.
Elbette ki, dünyanın en gelişmiş demokratik ülkelerinde yaşayanlar da böyle diyor.
Oralarda kimse, vatan ve milletin bölünmüşlüğü üzerine işlere soyunamaz.
Kimse, kutsal inançları kullanarak ticaret ve siyasette köşeyi dönemez.
Vatan, millet ve de inanç gibi konular özel ve güvenli knulardır.
Her kim ki bu konuları gündeme alsa, karşısına oldukça ağır cezalar çıkar bu biline...
Bundan ötürüdür ki o devletler, hem üreten hem satan hem de güçlü ve itibarlı devletlerdir.
Artık dünyada onların dediği oluyor.
Nağılcıların dediği değil...
O halde, milletimizin geleceği için ''Atatürk Milliyetçiliği' ne sarılalım'' diyoruz.
Herkesi kucaklayan, çağdışılık ve de kafatascılığa hayır diyen milliyetçiliğe sarılalım.
Devleti omurgalı ve dik tutan, halkı iç ve dış hainler karşısında güçlü kılan Atatürk Milliyetçiliği'ne sarılalım.
Sarılalım ki,
Türkiye Jeopolitik yapsını hep ayakta tutsun.
Birlik ve beraberliği ile toprak bütünlüğünü korusun.
Kıbrıs ile Azerbaycan'a omuz versin.
Karabağ'daki Hocalı katliamının hesabını sorsun.
İşgal edilen Azerbaycan topraklarının geri alınması için gereğini yapsın.
Tüm Türk dünyasına önder olup ışık tutsun.
Elbette ki, nağıl anlatarak değil...
Atatürk Milliyetçiliği'ne sarılarak bunları yapsın.
25.02.2013
KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR
-> BAŞBAKAN ŞİA'LARDAN ÖZÜR DİLESİN
-> Odlar Yurdu'nun Hocalı Yarası
Sefer Karakoyunlu
Hasan Tufan
Mehmet Dağıstanlı
Ramiye Mammadova
Ahmet Ali Canbaz
Afgan Veliyev
Vefalı Enser (Bilaloğlu)